RÖP: Söyle Bal Kuşu | Permatürk Vakfı

RÖP: Söyle Bal Kuşu | Permatürk Vakfı

Geçtiğimiz yaz ayları boyunca ülkemizde ve dünyanın farklı noktalarında birbirinden acı verici doğa felaketleri ile yüzleştik.

Röportaj serimizde bu hafta Permatürk Vakfı Kurucu Üyesi ve Vakıf Müdürü Nevra Akın Oktay ve Proje Sorumlusu Emre Barkın Keser ile hem vakıf çalışmaları hem de her yaştan her kesimden bizleri etkileyen sıcak gündemden konulara dair birçok bilgi edindik. İnsanlığın günlük yaşam alışkanlıkları ve yaşamın sürdürülebilirliğine dair çok keyifli bir sohbet oldu. 

Üretimden tüketime oluşturduğumuz çarkın hatalarını, bizi nerede nasıl gafil avladığını konuştuk. Hem sürdürülebilir zirai çalışmalar hakkında bilgi almak hem de çevre bilinci konusunda çalışan bir sivil toplum faaliyetinin içinde yer almak isteyenler röportajımızı kaçırmayın.

Permatürk yolculuğu hangi hedefle, nerede ve ne zaman başladı?

Permatürk Vakfı kurulalı 1 yıl oldu, ama hazırlık aşaması 2 yılı aşan bir çalışmanın ürünü. Mütevelli kurul üyelerimizin hepsi permakültüre giriş eğitimini aldı. Bizimle çalışan kişilerin de mutlaka en az 2 günlük permakültür tasarımı eğitimi ile çalışmalarımızda kullanılan ortak dili anlayacağı, örneğin bir “mıntıka tasarımı ne demek?” bilerek bizimle çalışmalarını önemsiyoruz.

Yönetim Kurulu Başkanımız Taner Aksel. Kendisi Belentepe Permakültür Çiftliği’nin kurucusu ve permakültür tasarımcısı. Uygulamalarını yaklaşık 10 yıldır devam ettiren ve 7-8 yıldır belli başlı şehirlerde eğitimlere devam eden, uzun süredir vakfın ortak amaçları ile ilgili çalışmalarını farklı mecralarda devam ettiren birisidir. Biz de kendisinden aldığımız eğitimler ya da vakıf öncesi sahip olduğumuz bilgiler ile vakıf bünyesinde buluşmuş kişileriz. Daha fazla insana ulaşarak projelerimizi çeşitlendirmek için bu vakfı kurduk. Üç temel hedefimiz var:

1. Bilgilendirmek / Bilinçlendirmek: Daha fazla kişiye ulaşarak bilinçli kitleyi arttırmak

2. Örnekler olusturmak: Balkon-teras bahçeciliği, ekoparklar, okul bahçeciliği ve bozkırların yeşertilmesi bu alanda verebileceğimiz belli başlı örnek çalışmalarımız olacaktır.

3. Ağlar/bağlar kurmak: Bir platform bünyesinde sürdürülebilirlik alanında çalışan tüm kurum, kuruluş ve bireylerin bir araya gelerek çoklu faydaya yönelik çalışmalarını yönetebilecekleri ve sürdürülebilirlik üzerine çalışmalar yapabilecekleri bir alan açmak istiyoruz.

Permakültür nedir?

Dünyayı ve insanı gözeten, doğayla uyumlu, sürdürülebilir tasarım ve yaşam bilimidir. Doğayı ve ekosistemin işleyişilerini özümser. İnsan yaşamı bu ekosistemin hakimi değil bir parçasıdır. Ekosistemin çalışma sistemini, gezegenin düzenini öğrendiğiniz ve bu öğretilerle insan yaşamını nasıl kurgulayabildiğinizi öğrendiğiniz eğitimler oluyor. Permakültüre giriş – 2 günlük bir eğitim veya Permakültür Tasarım Sertifikası – 12 günlük bir eğitim. Bu eğitimlerde insan, hayvan ve bitkiler dünyasının birlikte harmoni içinde yaşayabileceği birçok faydalı bilgiye ulaşırsınız. Örnek bir eğitim olarak bahçecilik ve doğa ile uyumlu olarak tarım çalışmalarının yürütülmesini amaçlamaktadır.

Özellikle kırsala göçme planı olan gençlerin el yordamı ile öğrenmeye vakti olamıyor ve zorluk yaşıyorlar. Verdiğimiz eğitimler ile gerçek anlamda bir pratiğe dönüştürme imkanı sağlanıyo. Permakültür tasarım sertifkası 72 saatlik bir eğitim sürecini içeriyor. Bu eğitimi bu konuyla ilgili uzman kişiler tarafından veriliyor. Bizim Yönetim Kurulu Başkanımız Belentepe Çiftliği kurucusu Taner Aksel bu eğitimi veren isimlerden birisidir. Vakıf olarak biz bu eğitimi henüz veremiyoruz. Ancak bizim eğitimimiz 6 saatlik ve insanların ilgilerini kaybetmeden daha çekirdek ve bize has bir eğitim olarak uyguluyoruz.

Eylül ayı içinde tanıtımı yapılıp diğer eğitimlerimizi devam ettirmeye ve geliştirmeye yönelik çalışmalarımız oldu. Eğitimimizin ismi Doğayla Ahenk İçinde Sürdürülebilir Yaşam’dir.

Projelerimizi gerçekleştirebilmek üzere fon ve hibeler ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

Vakıf hem zirai bilgiler ile doğaya uyumlu bir yaşamı hem de tüketici rolü ile insanı dönüştürmeye yönelik bir çalışma ve eğitim sağlıyoruz.

Ekolojik Çalışmalar ve Günümüz Doğal Felaketleri…

Projelerinizin başında BEYKOZ PERMAKÜLTÜR EKOLOJİK PARKI’nı görüyoruz. Kapsamı, hedefleri nelerdir?

Beykoz Belediyesi ile 2020 yılı Aralık ayında 3 yıllık bir protokol imzaladık. Beykoz ormanı içinde, etraftaki şantiyelerden miras molozların olduğu ve alt katmanda betonun olduğu bir alanda permakültür prensiplerine dayalı çalışmalar ile toprak üretiyoruz ve doğayı canlandırıyoruz. Altında kalan toprağı yeniden kullanılır hale getiriyoruz.

Çalışmalarımızın %40’ını tamamladık. Çalışma binamızın tamiratlarını bitirdik. Burada bir eğitim üssü olarak hizmet vermeyi planlıyoruz. Devlet okullarının eğitimini burada gerçekleştireceğiz. Çalışmak için Beykoz ilçesini seçtik, çünkü burası hala kent içi çiftçilik yapılan ve çifçilerin agro-ekolojik tarıma yönelmesini sağlamaya uygun olarak gördüğümüz bir konumda. Özellikle Beykoz Belediyesi aracılığıyla yürütülen, çiftçilerin ürünlerinin alınıp ihtiyaç sahibi ailelere verildiği ve aynı zamanda bir ekonomi yaratıldığı, ürünlerinin tüketiciler ile buluştuğu bir ekosistem zaten var. Ama geliştirilmeye ve daha geniş kitlelere anlatılmaya ihtiyaç duyuyor. Bu örnek projenin tüm Türkiye’ye yayılmasını hedefliyoruz. Bu bir dönüşüm ve yurtdışında da bu anlayışı yayıp karbonu toprağa gömerek çevre odaklı, ama insana saygıyı da merkezinde tutan, fazlalığı vakfet prensibi ile hareket eden bir anlayışımız var.

Doğa olmaz ise insan da olmaz. Bu anlayış ile çalışmalar yapıyoruz. Tarih boyunca her şey insanlık için diyerek sürdürülen anlayışın sonucunda bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki denge tüm canlıların aleyhinde hızla bozuluyor. Ama ekosistemi anlayıp tüm öğeleri nasıl çalışıyor ve nasıl uyumlu yaşarız diye soru sordukça ilerleme kaydedileceğine inanıyor ve bunun için çalışıyoruz. Doğa ile uyumlu bir yaşam sürerek yaşayınca bolluğun, bereketin geleceğini ve insanın bir bütünün parcası olduğunu kabul ederek yaşamasına yönelik çalışmalarımızı yürütmeye çalışıyoruz.

Okullarda ilk etapta özel okullar ile bazı ortak eğitim çalışmalarımız var. Daha sonra kurumların dönüşümlerine yönelik çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Okulların atık yönetimi, yağmur suyu hasadı vb. çalışmalar ile modülümüzü okulların çalışmasına aktarmak istiyoruz. Bu alanda bir topluluk bahçesi kurmayı planlıyoruz. Bunun da bir örneği Fenerbahçe semtinde bir topluluk bahçesi olarak şu an aktif kullanımda.

Birçok belediyeden de talep var ama Beykoz biriminin açılışını yapmamız ve sistemi oturtmamız gerekiyor. Tam profesyonel kadro olarak 4 kişiyiz. 29 Kurusu Mütevelli Kurul üyemiz var. 26 yeni Mütevelli Kurul Üyesi aramıza katıldı. 350’ye yakın gönüllümüz var. Yenilikçi ve ilgi çeken eğitimler hazırlamaya çalışıyoruz.

Park alanımız arı gibi çalışan ve çok kapsamlı bir faaliyet sahası olacak. 24 dönümlük bir arazi ve sanat faaliyetleri de dahil çok çeşitli çalışmaların olduğu bir dünya yaratıyoruz. Biz de başladığımız bu nokta itibariyle herkese açığız ve insanoğlunun varlığına dair kararın verildiği ve varlığımızın devamı için ne yapabileceğimizi biliyor ve herkeste aynı dönüşümü sağlamayı istiyoruz.

Bu hedefler yakın zamanda yaşanan yangın, sel vb. kuvvetli doğa felaketlerini hatırlatıyor. Size göre nerede, ne hata yapıyoruz? 

Bu soru tam da eğitimlerimizin odak noktasını oluşturuyor. Yakın zamanda doğal afetleri düşündüğümüzde ve dönüşüm için insanoğlu nerede, ne hata yaptı sorusu bizim eğitimimizin hedefidir. Yaşanan felaketler dünyanın oluşumunda zaten var ve tarih boyunca yaşandığını biliyoruz, ama insanoğlunun bu dengesiz tüketiminin hızlanmasının iklim değişikliğinin hızını da arttırdığını; yani insan kaynaklı olduğunu artık biliyoruz. Bizim yaşam şeklimiz ile sürdürülebilir olmayan bir noktaya giden bir sisteme dönüşüyor.

Biz eğitimde bu durumun doğanın yararına olacağı bir noktaya gelmesini hedefliyoruz. İnsan bunu anlasın ve tam anlamıyla kavrasın istiyoruz. Eğitim sonrası da devam eden, uzun bir süreç olarak değerlendiriyoruz. Diş fırçalarken harcanan ya da sifonu kullanınca tüketilen suya kadar tüm yaşam pratiklerimizi sorguladığımız, sonrasında bu sorgulamanın insandan kurumlara geçtiği ve daha geniş çevrelere yayılacağı bir dönüşüm süreci başlatmayı hedefliyoruz. YouTube kanalımızdan takip edebileceğiniz Ormanları Tanıyalım söyleşilerimizi mutlaka seyretmenizi öneririz.

Sizin kısa özgeçmişinizden öğrendiğimiz bir kavramı sormak isteriz. Ömerli Temiz Gıda Ağı’ndan kısaca bahsedebilir misiniz?

Kişisel hikayem Ömerli Temiz Gıda Ağı ile başladı ve Taner bey ile tanışıp aldığım eğitimler ile yolum permakültür çalışmaları ile kesişti. Kendi oturduğum sitede bir gıda topluluğu kurdum. 150 üyesi var. Zehirsiz üretim yapan üreticilerden ürünleri getiriyorum ve üyelerime dağıtıyorum. Hem bu küçük üreticileri destekleyerek karbonun toprakta kalmasına ve toprğın korunmasına sebep oluyorum hem de kendim ve ailem için mevsiminde ve agro-ekolojik ürünler ile şifalandırıyorum.

Permatürk Vakfı olarak bizim kuracağımız platformda da bu ağ ile benzer çalışma prensibinde olacak şekilde üreticiler en kısıtılı alanlarda dahi çalışmalara destek verebilirler. Örneğin alışveriş alışkanlıklarını değiştirip permakültür ile üretim yapan küçük üreticilerden alım yapabilirler. Böyle bir alışveriş kültürü oluşturarak bile karbonun toprağa gömülmesine tüketici olarak fayda sağlayabilirler. Bu alışverişe ortak olabilir ya da bir arazi – çiftlik sahibi iseniz siz de kendi ihtiyaçlarınıza yönelik oluşturmayı planladığımız platform vasıtası ile oluşacak ekosistemde yerinizi alabileceksiniz. Örneğin zeytincisiniz ve çekirdeklerinize talip olacak bir başka alıcı ile tanışabiliyorsunuz. Sizin çıktınız çekirdeklerden çeşitli tabak-çanak üreten bir kişi için girdiye dönüşebiliyor.

Yaratıcı Proje ve Eğitimler…

Yine eğitim hedefleri ile bağlantılı olarak atölyeleriniz ve eğitimler kimlere yönelik ve hangi konularda?

Her yaştan herkese yönelik eğitimlerimiz ve çalışmalarımız var. Tabii ki okullarla hedef kitle yaşımızı küçültmeye çalışıyoruz. Çocuklar odak noktamızda.

Şehirde yaşayan ve toprağa uzak biriyseniz eğitim ve atölyelerimiz ile hem permakültürü hem de bilinçli türetici olmayı öğreniyorsunuz. Çok geniş bir yelpaze sunuyoruz.

Okullarda öncelikle öğretmenlere yönelik eğitimler hazırlayıp etkinlikler tasarlıyoruz ki çocuklara anlatsınlar. İleride çocuklara yönelik eğitimlerde onlara da doğrudan anlatıyor olmayı hedefliyoruz.

Çocukların toprağın önemini anlaması, basıp geçmemesi için toprağın nasıl oluştuğunu bilmesini hedefliyoruz. Su ile devam eden toplamda 13 aşamalı bir bilgilendirmedir permakültür. Temel eğitimde aldığımız birçok fen bilimi dersi içeriğinin aslında bu permakültür eğitimleri ile ne kadar uyumlu olduğunu görmelerini sağlıyoruz. Uygulamalı bir eğitim veriliyor ve doğadan kopan herkesin yeniden doğayı – ekosistemi öğrenmesine katkı sağlıyoruz.

Sosyal medya paylaşımlarınızda görüyoruz ki bir yaşam biçimi tanıtımı ya da bu yaşam biçimine geçişin teşvik edilmesi diye adlandırabilir miyiz çalışmalarınızı? 

Elbette. Biz tüketici ve bireysel olarak küçük kirleticileriz ve dönüşmeliyiz, ama büyük kurumlara yönelik dünya genelinde de küresel tüketimin parçası olan tüm ilgilileri büyük kirleticiler olarak adlandırıyor ve onları da aynı dönüşüme dahil etmeyi planlıyoruz. Bu da hedeflerimiz arasında ve çok fazla anlatmamız gereken çok farklı alanlarda hareket etmeye yönelik bizi hem teşvik ediyor hem de nasıl köklü ve etkileyici bir çalışmayı başlattığımızı görüyoruz. Hem tüm canlıların varoluşunun hem de diğer sivil toplum kuruluşlarının amaçlarına ortak fayda sağlayan çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşuyuz.

İklim değişikliğine karşı çalışmaların yanı sıra, şehir yaşamında olumsuz koşullarda yaşamına devam eden insanlara da fayda sağlamayı hedefliyoruz. Burada çalışan bir gönüllü ya da eğitim alan bir kişi burada zaman geçirince “kendimi çok daha iyi hissediyorum“ diyerek yanımızdan ayrılıyor. Hem bir bütünün parçası olmak hem de doğaya dönmek olumlu etkiliyor. Kolektif çalışmalar ile çok yönlü fayda sağlamayı hedefliyoruz.

Gönüllülük…

Bu noktada Emre Barkın Keser ile sohbetimize devam ediyoruz.

Peki hem ekolojik alarma kulak veren bireysel mücadelesini sürdürenlere hem de sizinle birlikte gönüllü olarak mücadeleye omuz vermek isteyenelere nasıl seslenmek istersiniz? Gönüllü çalımalarınıza nasıl destek olabilirler?

Yaklaşık 350 gönüllümüz var. Kadrolaşmamızı henüz küçük projeler nezdinde tamamladık ama büyüyoruz. Farklı gönüllü tanımları var ve birçok alanda herkes bize katılabilir. İnternet sitemizde açık formumuz var. Gönüllü olmak için web sitemizdeki formu doldurmanız yeterli. Bahçe bilgisine sahip ya da gelip bizlerden eğitim alarak sistemimize dahil olan kişilerden veya tamamen farklı bir şekilde (örneğin dil bilgisi ile çevirilerde yardımcı olarak) katkı sağlayan gönüllülerimiz var. Her alanda desteğe açığız.

Bir oryantasyon süreci sonrası hangi alanda yardımcı olacak ise ona göre gerekli başka eğitimler ile çalışmalara devam ediyoruz. Yaz başından bu yana tekrar fiziksel eğitimlere başladık ama her koşulda devam edebilmek için çevrimiçi eğitimlerimiz de devam edecektir. Elbette burada toprağa değerek ve permakültür öğrenmek için alınan fiziki eğitimlerin önemi büyük. Çevrimiçi eğitimlerimiz var ve tabii ki en etkin şekilde yürütmeye çalışıyoruz, ama fiziki eğitimlerimiz ile 2022 yılı bahar döneminde tam kapasite bir çalışmayı yapmayı planlıyoruz. Bu konuda da çok heyecanlıyız. Pandeminin de daha kontrol edilebilir bir sürece girmesini umarak planlarımızı uygulamayı hedefliyoruz.

Denizyıldızının hayatını değiştiren bilindik hikaye ile bağdaşan bir hikayeniz var sizin de “BAL KUŞU” Permatürk ile bizi okuyan ve insan ırkının yeryüzü ile bağını sürdürülebilir kılmaya gönüllü isimlere bal kuşunu ve sizin hikayenizi anlatır mısınız?

En ufak çabalar bile çok kıymetlidir. Biz çok büyük kurumların ya da kuruluşların desteği ile ilerleyen bir vakıf değiliz ve destekçilerimiz de bizim gibi bu işe gönüllü olmuş insanlar. Bal kuşunun hikayesi tam da bu noktada bizimle çok uyumlu.

“Bir gün ormanda yangın çıkar. Hayvanlar ormandan dışarıya doğru koşuşurken ufak bal kuşu (çiçeklerin özüyle beslenir, ufak uzun bir gagası vardır, ancak birkaç damla özü ağzına çekebilir) derenin üzerine uçar ve dereden birkaç damla su alıp yangının üzerine bırakır. Bunu gören diğer hayvanlar “Sen ne yaptığını sanıyorsun, neye faydası var?” derler. Bal kuşu da “Ben kendi üzerime düşeni yapıyorum. Eğer siz de yaparsanız, belki o zaman yangının sönme ihtimali doğar” der.

Hepimiz ‘bal kuşu’ olabilirsek umudu yeşertebiliriz. Büyük firmalarla değil tamamen halk ile hareket eden bir kurumuz ve projelerimizi kurumlarla değil insanlardan destek alarak ilerletmeye çalışıyoruz. Bal kuşu başka bir kitaptan esinlenerek yapılan bir hikaye. Bill Mollison’ın bir hikayesi.

“Yaşayacak mıyız, yaşamayacak mıyız?” sorusunu soruyoruz ve biz “Yaşamak istiyoruz” diyoruz. Gönüllülük, üyelik ya da fikri olan herkesi bizlere desteğe çağırıyoruz.

Eğtimler dışında seminerleriniz hakkında da bilgi almak isteriz…

Eylül ayı boyunca “Ormanlarımızı Tanıyalım” seminerlerimiz gerçekleşti. Beş önemli söyleşi gerçekleştiriyoruz ve 21.09, 28.09 ve 05.10 tarihinde son 3 bölümü ile devam ediyor. Güzel ve kapsamlı eğitimler sonrası Kasım – Aralık ayı gibi özellikle güney bölgelerimizde yoğun orman yangılarının yaşandığı alanlarda yerel halk ile eğitimler gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Permatürk Vakfı herkesi bal kuşu olmaya davet ediyor aslında.

Yangınlarda biz bu potansiyelin bizlerde olduğunu gördük. Seminerlerimiz sonrası gönüllü olarak arazi tasarımı yapılması ve yangın bölgesinde yaşayan bir insanın bu bölgede nasıl yaşayacağını ve orman ile uyumlu hayatı nasıl devam ettireceklerini sahada öğretmeye niyetliyiz.

İleride orman temalı bir belgesel çekimi planımız da var. Bu çalışmamız için kanallar ve sponsorlar ile görüşmelerimiz devam ediyor ve bilgilendirme kanalımız için de önemli bir adım.

Post a Comment